KADIKÖY

Yurtdışı ya da şehirdışı gezileri yazarken aklıma geldi. Neden İstanbul’u da yazmıyorum diye, İstanbul’da yaşıyoruz ama bazen önünden hergün geçtiğimiz yapıların bile ne olduğunu bilmiyoruz. O yüzden Kadıköy’den başlamak istedim.

20130308-1121-IMG-01

Kadıköy’ün tarihi (Khalkedon) M.Ö. 635 yılına kadar gidiyor. Hatta efsaneye göre Bizans’ın kurucusu Byzas’a, Apollo tapınağındaki rahip, yeni ülkesini ‘Körler Ülkesi’nin’ tam karşısına kurması gerektiğini kehanet etmiş. Byzas, Sarayburnu tarafına geldiğinde Khalkedon’a bakmış ve ‘Burada yaşayanlar eğer karşı yakadaki güzelliği görmüyorlarsa gerçekten kör olmalılar!’ demiş ve böylece M.Ö. 667’de, daha sonra Konstantinopolis ve İstanbul olarak anılacak şehri kurmuş. Bizanslılardan önce ise Khalkedon’un Türkler’in elinde olduğu biliniyor.

Biz Anadolu Yakası’nda oturanlar, Kadıköy’ü Avrupa Yakası’na transit geçiş olarak kullanıyoruz çoğu kez. Çünkü Boğaz’da yapılan vapur sefasının hakikaten zevki bambaşka. Hele çok demlenmiş çayınız(!) ve simitiniz de varsa mutlaka martılar da size eşlik edecektir.

20130301-1507-IMG-12 20130301-1507-IMG-13

Kadıköy’ü dolaşırken bu kez dikkatlice etrafınıza bakmanızı ve aslında tüm dinlerin sembollerini Kadıköy sokaklarında görmenizi rica ediyorum sizden.

Kadıköy’ün sadece 2 adet, son derece sade camisi var. Biri, Sultan 1.Ahmed döneminde Osman Ağa’ya yaptırılan Osman Ağa Camii, diğeri ise İskele Camii.  Camiileri bu kadar az ve sade olan Kadıköy’de; Ayia Efimia Rum Ordotoks Kilisesi, Ermeni Surp Takavor Kilisesi, Aya Triada Rum Kilisesi ve Kadıköy’ün tek sinagogu Hemdat İsrael’i saymak mümkün.  Bu dinler armonisi, insana apayrı bir keyif veriyor.

Ermeni Surp Takavor (Kral İsa) Kilisesi, aslen 17.yy.’da inşa edilmiş ama 19. yy.’da restore edildikten sonra günümüze kadar ulaşmış.

20130301-1518-IMG-27 20130301-1518-IMG-28

Kadıköy’ün en işlek sokaklarından birinin başını işgal ediyor, hatta kilisenin önündeki ufak meydan, sokak şarkıcılarının genelde akşamüzerleri performanslarını sergiledikleri bir alan haline dönüşmüş durumda.

20130301-1517-IMG-25

Kadıköy’ün en ünlü simgesi Boğa heykeli. Heykel, eski adı Bahariye olan, bugün komple trafiğe kapalı Asım Gündüz Caddesi’nin girişinde, Altıyol’da yer alıyor. Bu bizim hepimizin bildiği simge heykel, bir de eminim birçoğumuzun bilmediği Kadıköy Çarşısı’nda bulunan bronz bir timsah heykeli var. 1.yy.’da yaşamış ünlü coğrafyacı Strabo, yazdığı yazılarda insanların Khalkedon’daki bir pınarın kenarında timsah beslediklerinden bahsetmiş. Bir plakanın üzerinde yer alan timsah, işte o günleri temsil ediyor diye Kadıköy Belediyesi tarafından yaptırılmış. Ancak yaptırıldıktan hemen sonra tarihçiler olaya müdahele ederek çevirinin yanlış yapıldığını ve İstanbul’un ikliminin tropik olmadığı için o dönemde yaşayan canlıların kertenkeleler olduğu polemiği ortaya atılmış (haber). İlk öğrendiğimde beni çok heyecanlandıran bu heykelde maalesef bir yüze göze bulaştırma durumu olmuş ama bu, heykelin Kadıköy Çarşısı’nda yerini almasını engellememiş.

Kadıköy’ün en hareketli caddesi; her ne kadar adı Bahariye Caddesi’nden General Asım Gündüz Caddesi’ne değişmiş olsa da, günlük halk dilinde; dükkanları, ortasından geçen tranvayı ve sinemaları ile, hala Bahariye Caddesi’dir. Caddedeki en önemli yapı Süreyya Operası’dır. Süreyya ve Adalet İlmen tarafından 1927 senesinde şehre hediye edilmiş, her ne kadar asli görevini uzun yıllar yapamamış ve sinema olarak işletilmiş olsa da, 2007’de tekrardan opera binasına dönüştürülmüştür.

Kadıköy’de keyif alacağınız o kadar çok lezzet durağı var ki, hangi birine yer vermek gerekli bilemedim. Benim en favori yerim Çiya. Çiya’nın 3 şubesi var; biri kebap, biri ev yemekleri ve güveç, diğeri ise hepsini sunuyor. Ev yemeklerini denemenizi mutlaka tavsiye ederim zira başka bir yerde Çiya Sofrası’nda sunulan Güneydoğu Anadolu yemeklerini bulmak çok zor. Yemeğin üzerine de tatlı yiyelim derseniz Baylan’ın Kup Griye’si sizi bekliyor olacak. Baylan ile ilgili beni tek rahatsız eden şey hala içerdeki dekorasyonun çok eski ve yıpranmış olması. Bazı yerler görünüm olarak eski bırakılabilir ama bence bu kadar yıpranmış olmaları Baylan’a yakışmıyor.

20130301-1538-IMG-32

Anadolu yemekleri ya da tatlı dışında, bir akşamüstü ya da akşam rakı-balık denemenizi mutlaka tavsiye ederim. Ambiyans o kadar farklı olabiliyor ki keyif almamak mümkün değil.

20130301-1519-IMG-29

Kadıköy’de Anadolu yakasının ilk hosteli Hush , eski ahşap bir binada Miralay Nazım Sokak’ta yer alıyor.  İngiltere’yi gezerken hem çok hesaplı hem de çok eğlenceli oldukları için hostelleri tercih etmiştim. Kadıköy’de de bir tane olduğunu duyunca çok şaşırdım.

Hostel değil de ben biraz daha lüks bir yerde kalayım diyenlere ise Moda’ya giden yolun başında açılan Double Tree by Hilton otelini tavsiye ederim.

Bir sonraki gezinizde, Kadıköy’ü de rotanıza mutlaka ekleyin, daracık kendine özgü sokaklarında yürürken, sahaflardaki kitapları karıştırın, antikacılara girin, deniz kenarında oturun, hatta köpüklü bir kahvenin üzerine bir de fal baktırın. Kısacası keyfine varın…

Fotoğraflar: Banu Demir

Reklamlar
Bu yazı İstanbul içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to KADIKÖY

  1. Geri bildirim: Kadıköy | Evvel Zaman İstanbul'u

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s